Thursday, December 21, 2006

Çok renkli bir ailede büyüdüm ben. Sevgi olmasa birbirine değmeyecek cümleleri üst üste kurup, ortak paydayı farklı paylara bölerek yaşadık yıllarca. Kimi zaman ağlanacak halimize güldük, kimi zaman yaptığımızın komikliğini fark etmeden yaşadık. Mesela bir ikindi vakti vardı yıllar öncesinden hafızamda kalan, hatırladıkça hala gülerim. :)

İkindi ezanıyla birlikte hacı babamla hacı annemin namaz vakti gelmişti. Önce annem abdest aldı. Salonun en ücra köşesinde, koltukla duvar arasında kalan daracık yere serdi seccadesini. Maksat, kimse rahatsız etmesin, kendisi kimsenin geçişini engellemesin. Ardından babam abdest aldı. Elinde seccade bütün evi dolaştı ve en sonunda annemin namaza durduğu o daracık yerin namaz kılmak için en uygun yer olduğuna karar verdi. Annemden kalan ve ikinci seccadenin aslında sığmadığı yerde namaza durdu. Eğilip kalktıkça birbirlerine çarpar oldular. Annem ilk fırsatta selam verdi ve artık konuşabilecek hale geldi:

"Süleyman koskocaman evde başka yer bulamadın mı namaz kılacak? Eğiliyorum sana çarpıyorum, kalkıyorum sana çarpıyorum."

Sonra kendi de yerinden vazgeçmeyerek namazına kaldığı yerden devam etti. Bu sefer selam verme sırası babama geldi:

"Camide bu kadar yere üç kişi sığıyoruz. Ne olmuş yani? Sus da kıl namazını!"

Annem durur mu? Sadece selam verebilecek ana kadar bekledi:

"Burası cami değil, koskoca ev!"

Babam sırası geldiğinde selam verdi:

"Yahu ne olmuş yani? Ne güzel namazımızı kılıyoruz işte!"

Bense bütün bu olanları seyredip gülmekten ölüyor, olur da aynı anda selam verirlerse ne olabilir diye düşünüyordum.

1 comment:

Zeynep Kınlı said...

:D fıkra gibiymiş gerçekten.