...Siz hiç aşkın bedeninde ışıldadığı bir kadın gördünüz mü?
Kadın aşkı hayata geliş amacını tamamlamış gibi, sadece bunun için var olmuş gibi yaşar. Öylesine bir güçtür ki bu onun için, bir zırh gibi çevreler benliğini. Kadın aşkla kıymet kazanır, güzel olur, ulaşılmaz durur, biricikliği tadar. Aşk, kadının başarısıdır ve o başarısını bir ömür boyu yaşatmak ister.
Ayfer kitaptan başını kaldırdı. Okuduğu paragrafla gözleri dolmuştu. Oysa birisi çıkıp, ‘Ne okudun Ayfer?’, diye soracak olsa cümleleri hatırlamıyordu. Zaten o an düşündüğü şey de kitap değildi. İçinden bir ses “Kalk” dedi sanki “Git odaya, orada bulacaksın.” O da kalktı gerçekten, hole yöneldi. Bastırmaya başlayan akşam karanlığına inat, bütün ışıkları açarak ilerledi. Salondan çıkmak için attığı her adım, sanki kendisini yirmi yıl önceye taşıyordu. Bir zaman tünelinden geçer gibi geçti holden. Bir an geldi, kendisini yirmi üç yaşındaki kadar genç ve güzel hissetti. Adımlarını ve vücudunun duruşunu değiştirdi. Üzerindeki yeleği çıkardı, saçlarını açtı ve odaya geldiğinde aynaya hiç bakmadı. İşgüzar aynanın onun kırk üç yaşında olduğunu hatırlatmasına gerek yoktu. Şu an kendini gençliğindeki kadar alımlı hissediyordu, bu hissine uygun hareketlerle giyinme odasındaki dolabı açtı. Onu bekleyen beyaz kutu oradaydı. Tıpkı zihni gibi, o da bembeyaz aşkının anılarıyla doluydu.
Kutuyu alıp yatağa oturdu. Yavaşça kapağını kaldırdı. Bir sürü mektup, kurutulmuş çiçekler, hediye anahtarlık… Ve yirmi beş yaşındaki yakışıklı sevgilisinin fotoğrafları… Bir anda hıçkırırcasına güldü ve işte o zaman ağlamaya çoktan hazır gözlerindeki yaşlar aktı. Önce, bir fotoğrafı aldı uzun uzun baktı, göğsüne bastırdı, öptü de öptü… Sonra, bir mektubu açtı ve zaten ezbere bildiği satırları yeniden okudu:
“Seni ilk gördüğüm andan itibaren seviyorum. İçimde ılık bir rüzgâr gibi esiyor sözcüklerin. Bakışların kalbimde bir resim gibi sabitleniyor, anı olup her dakikamda bana ışık veriyor. Ellerini tuttuğum zaman, kendi ellerimi sanki ilk kez hissediyorum.
Ben kendimi sende buluyorum Ayfer!
Sonra yine sende kayboluyorum!
Seni hissetmek, her şeyi kaybetmek gibi… Her şeyi uğruna tek kalemde feda etmek gibi… Sadece sen gidince tekrar etrafımı sarıyor öteki sesler. Sadece sen yokken duyuyorum kuşların kanat seslerini, fark ediyorum zamanın akışını...
Ama bir de yanımda sen varsan, ben bile yok gibiyim Ayfer”
Ve bir ses:
“Ayfer?”
Kocasıydı.
İrkildi.
Kalktı, toparlandı.
İşten eve dönen Cevdet odaya girene kadar, Ayfer hızlıca kendine çeki düzen verdi. Kocası yanına oturduğunda, beyaz kutu hala yatağın üzerindeydi.
“Nasılsın hayatım?”
“İyiyim, nasıl geçti günün?”
Öylesine sorulan birkaç soru ve verilen birkaç cevap, fazla vakitlerini almadı. Cevdet Ayfer’in yanağına bir öpücük kondurdu, ceketini çıkarıp beyaz kutunun üzerine attı ve banyoya girdi.
Ayfer’e düşen sessizce kalkmak, hem ceketi hem de kutuyu yerine yerleştirmek oldu. Birlikte akşam yemeğini yediler, biraz televizyon izleyip uyudular.
Ertesi gün Ayfer kutudan başka bir mektup çıkardı:
“Senden başka her şey hayal gibi… Rüya gibi… Aşkın kölesi misali, kurban ettim sana yüreğimi, ellerimi, kokumu, sesimi ve sözcüklerimi. Sadece sen duyasın diye konuşmak, sadece sen tutasın diye uzatmak istiyorum ellerimi.”
Şimdi, şu an, bu gencecik delikanlıyı yanında görmek için neler vermezdi! O kadar özlemişti ki onu! Bu aşkın ağırlığıyla eziliyordu kalbi. Ancak buna son vermenin bir yolunu bulmalıydı.
Hemen kocasını aradı:
-“Aşkım seni özledim!”
-“Ayfer? İyi misin? Evden çıkalı iki saat oldu hayatım! Bir şey mi oldu?”
-“Beni hâlâ seviyor musun?”
-“Ayfer şu an toplantıdayım. Ne olduğunu söyleyecek misin?”
-“Ben seni seviyorum.”
-“Toplantım biter bitmez arayacağım seni. Tamam mı?”
Telefonu kapadı. Ayfer ağlıyordu. Aşkını da özlemini de taşıyamaz haldeydi. Kelimeler boğazına takılıyor, kalbini sıkıştıran acının çaresini bulamıyordu. Kimsenin onun yanında kavuşulmaz aşklardan, imkânsız sevgilerden bahsetmeye hakkı yoktu. Yirmi yıldır evli olduğu adam, bir yabancıdan başkası değildi. Oysa o, bir zamanlar âşık olduğu o genci unutamıyordu. Derdini kimseye anlatamamanın ağır yüküyle yaşamaya mecburdu. Onu kim anlayabilirdi ki? Kiminle konuşmaya kalksa ona, “Ayfer deli misin? Âşık olduğun o gençle, evli olduğun adam aynı kişi! İnsan kocası için aşk acısı çeker mi?” derdi. Kimse bilemezdi, kimse göremezdi ki âşık olduğu gençle, evli olduğu adam aynı kişi değildi. Cevdet artık çok değişmişti! Ve bir daha asla eskisi gibi olmayacaktı.
Ayfer bunu biliyordu.
Ayfer özlüyordu.
Ayfer ağlıyordu.
(Avrasya Yazarlar Birliği Edebiyat Akademisi Hikâye Atölyesi 18.12.2011 Ankara)
1 comment:
2 çocuklu kocamla 5 yıl evlilikten sonra, kocam garip davranmaya ve diğer bayanlarla dışarı çıkmaya başladı ve bana soğuk aşk gösterdi, birkaç kez diğer kadınlarla olan ilişkisi hakkında soru sormaya cesaret edersem boşanmakla tehdit ediyor, ben eski bir arkadaşım bana, internette Dr. denemek için, onunla temas ettiğimde, bir aşk büyüsü yapmama yardım etti ve 48 saat içinde kocam bana geri döndü ve özür dilemeye başladı, şimdi iyi ve gerçek için diğer bayanlar ve onunla gitmeyi bıraktı . Bugün için şu yolla çözülecek ilişkiniz veya evlilik probleminiz için bu büyük aşk büyü tekeriyle iletişime geçin: wealthylovespell@gmail.com veya doğrudan WhatsApp: +2348105150446.
Post a Comment