Sunday, August 13, 2006

Karla karışık yağmur

Pencereye karla karışık yağan yağmur damlaları vurmaya başladı. Ruhunda garip bir çağrışım yaptı bu görüntü. Bir filmi anımsadı. DVD oynatıcısını açtı. Aslında izlediği filmle ilgilendiği yoktu. Fırında pişmekte olan böreğin kokusu onu daha çok düşündürüyordu. Galiba sütünü ve yağını fazla kaçırmıştı. Üzerine yumurta da kırmamıştı. Zaten o yemek yapmaktan ne anlardı ki? Üstelik yemek yapacağım diye bütün mutfağı birbirine katmıştı. Dağınık evin dağınık mutfağına dönüp bakmak bile istemiyordu. Ruhu daraldı. Birine ihityacı vardı. Evin bu halini değiştirecek birine.

Hem ev işleri ile ilgilenecek hem de üzerine titreyecek birini bulsa... Bu kadın aynı zamanda kendine hayran bırakabilecek kadar dikkat çekici olsa, sevmeyi bilse, aynı dili konuşsalar... Yok yok, çok şey istiyordu. Böyle bir kadının ev işlerinden anlamsını beklemek fazla olurdu.

Canı sıkıldı.

Bu koca dağınıklık onu rahatsız ediyordu ama, kalkıp toparlama fikri üşengeç bir sıkılganlığı da beraberinde getiriyordu. Bu atalet ne kadar zamandır üzerindeydi kim bilir? Etrafına şöyle bir göz atmak cesaretinde bulundu.
"Çöplük!" dedi yüksek sesle. Ne kadar gereksiz şey varsa ortalığa saçılmıştı. Hele o, geçen yıl Uludağ'a giderken aldığı kar gözlüğü, acaba 1 yıldır o sehpanın altında duruyor olabilir miydi?

"Ne ararsan var bu koca çöplükte!"

O an fark etti; evde çerçeve yoktu.

Ağlamaya başladı.

No comments: